Koruyucu Aile Olurken Çocuğu Seçebilir mi? (İzmir’de Bir Kahve Masasında Başlayan Fazla Düşünme Serüveni)
İzmir’de yaşıyorsan bazı şeyler vardır: deniz kenarında yürürken hayatı sorgulamak, bir kahve alıp “ben ne yapıyorum” diye boşluğa bakmak ve en önemlisi, kafanın içinde hiç susmayan o iç sesle pazarlık yapmak.
Geçen gün yine Kordon’da oturmuşum. Yanımda arkadaşım, önümde soğumuş filtre kahve. Arkadaşım ciddi ciddi bir şey anlatıyor ama benim beynim başka bir evrende:
“Koruyucu aile olsam… çocuğu seçebiliyor muyum acaba?”
İşte mesele tam burada başlıyor.
Koruyucu Aile Olmak Nedir? (Ama Kuru Kuru Değil, Gerçek Hayat Versiyonu)
Yine bir Cur içeriğiyle karşınızdayız! Bu kez konumuz: “Koruyucu aile olurken çocuğu seçebilir mi”.
Koruyucu ailelik, dışarıdan bakınca “çok iyi insanlar yapar” kategorisinde duruyor. Ama içine girince işin romantik film sahnesi olmadığını anlıyorsun.
Bir çocuk var ve o çocuk çeşitli sebeplerle ailesinden uzakta. Devlet de diyor ki: “Bu çocuğa güvenli bir ev ortamı sağlayabilecek aileler lazım.”
Sen de diyorsun ki:
“Ben mi?”
Sonra beynin ekliyor:
“Sen daha bitkini bile düzenli sulayamıyorsun ama evet, tabii sen.”
Ama işin özü şu: Koruyucu ailelik bir “yardım edeyim de sevap yazılsın” işi değil. Uzun süreç, ciddi değerlendirme ve en önemlisi sorumluluk.
İlk Yanılgı: “Seçme Şansı Var mı?”
Gelelim asıl soruya: Koruyucu aile olurken çocuğu seçebilir mi?
Bunu ilk duyduğumda beynimde şu sahne canlandı:
Ben katalog karıştırıyorum:
“Hmm… şu çocuk daha uyumlu gibi, ama bu biraz daha hareketli… acaba hangisi?”
Sonra gerçek hayat tokadı geliyor:
“Bu IKEA değil.”
Evet, biraz sert ama gerçek bu. Koruyucu ailelikte olay “beğendim bunu alıyorum” sistemi değil.
Çocuğun ihtiyaçları, yaş durumu, sağlık durumu, karakter yapısı ve en önemlisi uyum kriterleri dikkate alınıyor. Yani seçim tek taraflı bir alışveriş değil, karşılıklı bir uyum süreci.
Biraz Gerçek, Biraz İç Ses: İzmirli Genç Beyin Konuşuyor
Kafamın içinde iki ses var sürekli:
Mantıklı Ses:
“Bu çok ciddi bir süreç, çocuk için en doğru aile bulunmalı.”
Ben (panik versiyon):
“Peki ya ben yanlış anlaşılırsam? Ya beni beğenmezlerse? Ya çocuğa ‘bu abi biraz dağınık ama iyi biri’ derlerse?”
Mantıklı Ses:
“Sen önce çoraplarını eşleştir.”
Haklı.
Koruyucu Aile Sürecinde Gerçekten Ne Oluyor?
Şimdi biraz daha gerçekçi bakalım ama sıkıcı olmayalım.
Koruyucu aile süreci bir dizi gibi değil, daha çok uzun bir belgesel gibi. Başvuru yapıyorsun, sosyal hizmet uzmanları geliyor, seni tanıyorlar, evine bakıyorlar, hayatına bakıyorlar.
Yani öyle “ben hazırım” demekle bitmiyor.
Bir noktada kendini şu sorularla baş başa buluyorsun:
“Ben sabırlı biri miyim?”
“Bir çocuğun duygusal yükünü kaldırabilir miyim?”
“Neden mutfağımda 3 tane aynı bardak var?”
Ve en kritik soru:
“Gerçekten bu sorumluluğa hazır mıyım?”
Komik Ama Gerçek Bir Sahne
Diyelim ki ev incelemesine geldiler.
Ben kapıyı açıyorum, içimde panik:
“Hoş geldiniz… şey… ayakkabılarınızı çıkarabilirsiniz… ya da çıkarmazsanız da olur… ben karışmam…”
Sosyal hizmet uzmanı salona bakıyor.
Ben iç ses:
“Lütfen koltukta pizza kutusu görmesin… lütfen… lütfen…”
Tam o sırada hayatımın en büyük ihaneti:
Koltuğun kenarında dün gece izlediğim diziden kalan cips kırıntıları.
Çocuğu Seçmek Değil, Uyum Bulmak
İnsanların en çok karıştırdığı şey bu: seçmek ve eşleşmek.
Koruyucu ailelikte çocuk “ürün” değil. Bir insan. Duyguları, travmaları, alışkanlıkları var.
Süreçte genelde uzmanlar şunu değerlendiriyor:
Ailenin yapısı
Çocuğun ihtiyaçları
Yaş uyumu
Psikolojik uygunluk
Yani mesele “beğendim” değil, “birlikte iyi olabilir miyiz?”
Bunu fark edince içimdeki o İzmirli genç biraz susuyor:
“Tamam… bu Tinder değilmiş…”
Kafada Kurgulanan Yanlış Senaryo
Sitemizden Önerilen: Koruyucu madde içeren besin nedir ?
İtiraf ediyorum, ilk düşündüğümde kafamda şöyle bir sahne vardı:
Ben bir odaya giriyorum.
Çocuklar sırada bekliyor.
Ben:
“Hmm… bu çok sessiz, bu fazla hareketli… belki orta halli biri?”
Sonra gerçek hayat:
“Hayır kardeşim, böyle bir şey yok.”
Ve açıkçası iyi ki yok.
Çünkü bir çocuğun hayatı, rastgele bir “uyum denemesi” olamayacak kadar kıymetli.
İşin Duygusal Tarafı: İzmir Güneşi Gibi Ama Bazen Yakıcı
İzmir’de büyüyen biri olarak şunu biliyorum: güneş güzel ama bazen yakar.
Koruyucu ailelik de biraz öyle. İçinde sevgi var, bağ kurma var, ama aynı zamanda sorumluluk, sabır ve duygusal yük de var.
Bir çocuğun sana güvenmesi, “baba” ya da “anne” demesi, sıradan bir an değil.
Ben bunu düşündüğümde bazen gülüyorum bazen susuyorum.
İç ses:
“Sen daha kendi hayatını düzene sokamadın.”
Ben:
“Evet ama belki bu yüzden anlayabilirim.”
Küçük Bir Günlük Sahne
Hayal et:
Akşam olmuş, çocuk okuldan gelmiş.
“Bugün okul nasıldı?”
“İyi.”
Kısa cevaplar.
Ve sen içinden düşünüyorsun:
“Bu ‘iyi’ gerçekten iyi mi, yoksa ‘ben anlatmak istemiyorum’ mu?”
İşte koruyucu ailelik biraz da bu satır aralarını okuyabilmek.
Toplumun Bakışı ve İçerideki Sessiz Sorgular
Bir de dış dünya var tabii.
“Aaa ne güzel iş yapıyorsun”
“Helal sana”
“Ben yapamazdım”
Bu cümleleri duyuyorsun ama içten içe şunu da biliyorsun:
Bu bir “alkışlık performans” değil.
Bir hayatı paylaşmak, bazen sessizce oturup sadece yanında olmak demek.
Ve bazen en büyük başarı:
“Bugün de güvende.”
Kendi Kendine Verilen Sözler
Benim gibi fazla düşünen biriysen, muhtemelen şunu yaparsın:
“Eğer yaparsam her şeyi mükemmel yapmalıyım.”
Sonra hayat araya girer:
“Mükemmel diye bir şey yok, ama yeterince iyi var.”
Bu cümle bile başlı başına rahatlatıcı.
Koruyucu Aile Olurken Çocuğu Seçebilir mi? Sorunun Asıl Cevabı
Bütün bu düşüncelerin sonunda net cevap şu:
Koruyucu aile olurken çocuğu seçebilir mi?
Hayır, klasik anlamda bir seçim yapılmaz.
Ama evet, uyum sürecinde değerlendirme yapılır ve en doğru eşleşme hedeflenir.
Yani mesele “ben bunu istiyorum” değil, “birlikte iyi bir hayat kurabilir miyiz?”
Bunu kabullenince işin rengi değişiyor.
Artık olay bir seçim listesi değil, bir hayat ortaklığı haline geliyor.
Son Düşünce: Kordon’da Otururken Gelen Farkındalık
Kahvem bitmişti. Arkadaşım hâlâ konuşuyordu. Ben ise içimde garip bir sakinlik hissediyordum.
Bazen hayat büyük kararları sana bağırarak söylemez.
Sessizce gelir.
Bir çocuğun hayatına dokunma fikri de öyle.
Ne romantik bir film sahnesi gibi ne de karmaşık bir sistem anlatımı gibi…
Daha çok, İzmir akşamında esen rüzgâr gibi:
hafif ama kalıcı.
Umarız “Koruyucu aile olurken çocuğu seçebilir mi” hakkındaki bu rehber işinize yaramıştır. Cur ailesiyle kalmaya devam edin!