Hoş geldiniz! Cur olarak bu yazımızda “Kuranı Kerimi Öpmek caiz mi” hakkında kapsamlı bilgiler paylaşıyoruz.
Kur’an-ı Kerim’i Öpmek Caiz mi? Kalbimde Kalan Bir Akşamın Hikâyesi
Kayseri’de soğuk bir kış akşamıydı. Penceremin kenarında oturmuş, elimde yıllardır sakladığım eski günlüklerimden birini karıştırıyordum. Kar yağışı sessizce devam ediyor, sokak lambalarının altında beyaz bir örtü gibi uzanan yollar bana çocukluğumu hatırlatıyordu. O akşam içimde garip bir huzursuzluk vardı. Sebebini tam olarak bilmiyordum ama bazı sorular insanın kalbine yerleştiğinde kolay kolay çıkmıyor.
Ben 25 yaşındayım. Kayseri’de yaşıyorum ve uzun zamandır günlük tutuyorum. Bazen bir insanla konuşamadığım şeyleri sayfalara anlatıyorum. Sevinçlerimi, kırgınlıklarımı, korkularımı ve umutlarımı yazıyorum. Çünkü bazı duygular insanın içinde kaldığında ağırlaşıyor.
O gece günlüğümün bir sayfasına şu cümleyi yazmıştım:
“Bugün kalbimde küçücük bir soru büyüdü. Acaba Kur’an-ı Kerim’i öpmek caiz mi?”
Bu sorunun aslında sadece bir bilgi arayışı olmadığını fark ettim. İçinde sevgi vardı, saygı vardı, çocukluğumdan kalan hatıralar vardı. Çünkü Kur’an-ı Kerim benim için yalnızca bir kitap değildi. Evimizde baş köşede duran, büyüklerimin ellerine alırken gösterdiği özeni gördüğüm, manevi bir değeri olan kutsal bir emanetti.
Çocukluğumdan Kalan Bir Hatıra
Anneannemin Ellerindeki Sevgi
Bu sorunun aklıma düşmesinin sebebi birkaç gün önce yaşadığım küçük bir andı.
Anneannemi ziyarete gitmiştim. Kayseri’nin o kendine has soğuklarından birinde kapıyı açtığında yüzündeki sıcak gülümseme içimi ısıtmıştı. Her zamanki gibi evin içinde tarçın kokusu vardı. Çay hazırlanmış, eski sohbetler başlamıştı.
Bir süre sonra anneannem dolabın üst rafından eski bir Kur’an-ı Kerim çıkardı. Kumaş bir örtüye sarılıydı. Örtüyü açarken o kadar dikkatliydi ki sanki çok değerli bir hatıraya dokunuyordu.
Kur’an-ı Kerim’i eline aldı, besmele çekti ve gözleri dolarak onu öptü.
O an içimde çok güçlü bir duygu oluştu. Hem duygulandım hem de geçmişe gittim. Küçükken aynı hareketi defalarca görmüştüm. Büyüklerimizin Kur’an’a karşı duyduğu sevgiyi böyle gösterdiğini biliyordum.
Fakat yıllar geçtikçe insan daha fazla soru sormaya başlıyor. İnternette, sohbetlerde, farklı insanların yorumlarında bu konuyla ilgili farklı görüşler duyuyordum. Kafam karışmıştı.
Anneannemin o anki huzurlu halini görünce içimden şu geçti:
“Acaba sevgiyle yapılan bu davranış yanlış olabilir mi?”
Bu düşünce beni gerçekten üzdü. Çünkü bazen insan, iyi niyetle yaptığı bir şeyin doğruluğunu sorguladığında içinde bir boşluk hissediyor.
Bir Sorunun Peşinden Gitmek
Kalbimdeki Merak ve Küçük Bir Araştırma
O gece eve döndüğümde hemen günlüğümü açtım. İçimde hem merak hem de hafif bir endişe vardı. Çünkü dini konularda insan sadece kendi duygusuyla hareket etmek istemiyor. Doğru olanı öğrenmek istiyor.
Kur’an-ı Kerim’i öpmek caiz mi sorusunu araştırmaya başladım. Farklı alimlerin görüşlerini okudum, büyüklerimle konuştum.
Öğrendiğim kadarıyla Kur’an-ı Kerim’i sevgi, saygı ve hürmet göstergesi olarak öpmeyi birçok İslam âlimi güzel bir davranış olarak değerlendirmiştir. Bunun farz veya sünnet olarak emredilmiş özel bir ibadet şekli olmadığı, ancak Kur’an’a duyulan saygının bir ifadesi olarak görülebileceği belirtilmiştir.
Bazı alimler ise bu konuda daha ihtiyatlı davranarak, Kur’an’a olan sevginin asıl olarak onu okumak, anlamaya çalışmak ve hayatımıza taşımak olduğunu vurgulamıştır.
Bunları okudukça içimdeki sıkıntı azalmaya başladı. Çünkü fark ettim ki mesele sadece bir hareketten ibaret değildi. Asıl önemli olan insanın kalbindeki niyetti.
Bir insan Kur’an-ı Kerim’i öperken onu putlaştırmak için değil, Allah’ın kelamına duyduğu sevgiyi ifade etmek için yapıyorsa, bu davranışın arkasındaki duygu önem taşıyordu.
O an büyük bir rahatlama hissettim.
Günlüğüme şöyle yazdım:
“Bazen insan bir davranışın kendisinden önce kalbindeki sevgiyi anlamalı. Çünkü sevgi, saygıyla birleştiğinde insanı güzelliğe götürür.”
Yaşadığım Küçük Ama Unutamadığım An
Anneanneme Dönüşüm
Ertesi hafta yine anneanneme gittim. Bu kez içimde farklı bir heyecan vardı. Çünkü aklımdaki soruya cevap bulmuştum.
Ona hiçbir şey söylemeden bir süre sohbet ettik. Sonra gözüm yine raftaki Kur’an-ı Kerim’e takıldı.
Anneannem fark etti.
“Ne düşünüyorsun?” diye sordu.
Gülümsedim.
“Geçen gün seni Kur’an’ı öperken gördüm. Bunun hakkında düşündüm biraz.”
Anneannem sessizce beni dinledi.
“Evladım,” dedi, “biz bunu Allah’ın kelamına duyduğumuz sevgiden yaparız. Ama en önemlisi onu anlamaya çalışmaktır. Sadece öpmek değil, yaşamak gerekir.”
Bu sözleri duyunca gözlerim doldu.
Çünkü aslında aradığım cevap sadece “caiz mi, değil mi?” değildi. Kalbimde daha büyük bir şey arıyordum. İnancın sevgiyle nasıl birleştiğini anlamaya çalışıyordum.
O an büyük bir huzur hissettim.
Bazen hayatımızdaki en önemli cevaplar uzun cümlelerde değil, yaşlı bir insanın yılların verdiği tecrübeyle söylediği birkaç kelimede saklı oluyor.
Kur’an-ı Kerim’e Saygının Anlamı
Sevgi Sadece Bir Hareketten İbaret Değildir
Bu olaydan sonra Kur’an-ı Kerim’e bakışım daha da derinleşti.
Eskiden bazı davranışları sadece dış görünüşüyle değerlendiriyordum. Bir insanın Kur’an’ı öpmesi, onu güzel bir yere koyması veya ona özel bir saygı göstermesi dikkatimi çekiyordu.
Fakat zamanla şunu anladım:
Asıl mesele kalbin yöneldiği yerdir.
Kur’an-ı Kerim’i öpmek, ona duyulan sevginin bir göstergesi olabilir. Ancak Kur’an’a gerçek bağlılık; onu okumak, anlamak, güzel ahlakı yaşamaya çalışmak ve insanlara iyilikle yaklaşmaktır.
Bir insan Kur’an’ı öpüp hayatında onun öğretilerine uzak kalıyorsa, sadece şekle bağlı kalmış olur. Ama onu sevgiyle öpüyor, ardından anlamaya ve yaşamaya çalışıyorsa, bu davranış güzel bir saygı ifadesi olabilir.
Bu düşünce bana çok şey öğretti.
Çünkü bazen insanlar küçük ayrıntılara takılırken büyük anlamları kaçırabiliyor. Oysa dinin özünde samimiyet, merhamet ve güzel niyet çok önemli bir yere sahip.
Günlüğümde Kalan Son Cümle
O geceden sonra günlüklerimde birçok şey yazdım. Hayatımda yaşadığım küçük mutlulukları, kırgınlıkları, korkuları ve hayallerimi…
Ama o kış akşamı yazdığım sayfanın benim için ayrı bir yeri oldu.
Çünkü o sayfa bana sadece Kur’an-ı Kerim’i öpmek caiz mi sorusunun cevabını öğretmedi. Aynı zamanda bir insanın inancını nasıl sevgiyle yaşayabileceğini gösterdi.
Bugün hâlâ anneannemin o sakin halini hatırlıyorum. Kur’an-ı Kerim’i eline alışındaki özeni, gözlerindeki huzuru unutamıyorum.
Bazen küçücük bir hareket büyük anlamlar taşıyabilir.
Bir öpücük, sadece dudakların bir kitaba dokunması değildir. Bazen içinde yılların sevgisi, aileden gelen bir miras, saygı ve bağlılık vardır.
Fakat her zaman hatırlamak gerekir ki Kur’an-ı Kerim’e duyulan en büyük saygı, onun mesajını anlamaya çalışmak ve hayatımıza güzellik olarak yansıtmaktır.
O akşam günlüğümün son satırına şunu yazmıştım:
“Sevgi, doğru bilgiyle birleştiğinde kalbe huzur verir. İnsan bazen bir sorunun cevabını ararken aslında kendi kalbini bulur.”
Şimdi aradan zaman geçmesine rağmen o cümleye baktığımda hâlâ aynı duyguyu hissediyorum.
Çünkü bazı sorular sadece cevap bulmak için sorulmaz.
Bazı sorular insanın kendini daha iyi tanıması içindir.
Cur okurlarıyla “Kuranı Kerimi Öpmek caiz mi” konusunu paylaşmak gerçekten güzeldi. Bir sonraki yazımızda görüşmek üzere!