Rebiülevvel Ayından Sonra Ne Gelir?
Rebiülevvel ayı… Yılın o zamanı var ya, Kayseri’nin soğuklarında insanın içine işleyen o hüzünlü zaman… Hani takvimde bir yerlerde, biri size Rebiülevvel ayından bahsettiğinde, kalbinizin bir köşesinde eksik bir şeyler olduğunu hissedersiniz. Geçen sene bir sohbeti hatırlıyorum, Rebiülevvel’in son günlerine yaklaşırken dostum, “Rebiülevvel ayından sonra ne gelir?” diye sormuştu. O kadar hızlı cevap vermiştim ki: “Rebiülevvel’den sonra Recep gelir tabii!” Ama, içimde bir eksiklik vardı. O kadar neşeyle söyledim ki, aslında tam olarak bilmiyordum. Rebiülevvel’in ardından ne geldiğini… Gerçekten ne geleceğini…
Bütün Yılın Başlangıcı Gibi
Geçen yıl bir sabah, Rebiülevvel ayı bitmek üzereydi. Evin penceresinden Kayseri’nin o soğuk, gri havasını izlerken, içimde bir huzursuzluk vardı. Zihnimde takılı kalan bir soruydu bu: Rebiülevvel’den sonra ne gelir? Bu sıradan bir soru gibi görünse de aslında bana çok şey anlatıyordu. Hep düşünürdüm, yeni bir ay, yeni bir başlangıç… Ve aslında bu soru sadece takvimi sormak değildi, daha derin bir anlam taşıyordu.
Benim için her yılın dönüm noktalarından biri, Rebiülevvel ayında bir şeylerin bitişiyle başlar. Belki de çocukken, yıllarca bu ayı heyecanla beklememin ardında yatan sebepti. Çünkü ne zaman Rebiülevvel bitse, kalbimde yeni bir umut doğardı. Kışın ortasında, sonbaharın karanlık günlerinden sonra, her şey taze başlarmış gibi hissederdim. Ama bu sene farklıydı. Bu sene, o eski neşem yoktu.
Ve işte, Rebiülevvel’in bitişiyle birlikte, bir gece, her şeyin öncesine, o eski heyecana dönmek istedim. Bir yanda geçmişin izleri, bir yanda umut… Bunu anlatmak kolay değil. Ama ne olduğunu biliyordum. Rebiülevvel bittiğinde, o boşlukta bir şeyler vardı. Sadece bir tarih değişmiş gibi değildi. O gün, içimde bir yerde “Rebiülevvel’den sonra ne gelir?” sorusunun cevabını bulmam gerektiğini fark ettim. O boşlukta aradığım şey, sadece takvimde bir boşluk değildi, hayatımda bir dönüm noktasıydı.
Yeni Başlangıçlar: Recep Ayı
Ve sonra, Recep geldi. Tam da beklediğim gibi, ama biraz da beklemediğim gibi… Hani derler ya, yeni başlangıçlar her zaman içimizde bir burukluk yaratır, işte tam o anı hissettim. Bir yandan umut var, yeni başlangıçlar var, ama aynı zamanda o eski kaybolan şeyin eksikliği. Recep ayı bir anlamda, Rebiülevvel ayının ardından gelen boşlukları doldurmaya çalışıyordu. Her şey birdenbire biraz daha netleşti.
Kayseri’de, Recep’in ilk günlerinde yürürken, hava biraz daha yumuşamıştı. Ancak ben hala içimde bir soğukluk hissediyordum. Hani yeni bir döneme adım attığında, biraz korkarsın ya, işte o duyguyu yaşadım. Recep, bana yeni başlangıçlar sunarken, aynı zamanda geçmişin izlerini bırakıyordu. O geçmişin içinde, hep kaybolduğum bir şey vardı: O eski umut.
Ama aslında bir şey fark ettim: Recep ayı, Rebiülevvel’in sonrasında bir ara dönemi yaratıyor. O soğuk, karlı günler geride kalıyor ve biraz daha ılıman bir hava, içimdeki eski üzüntüyü sarmaya başlıyor. Ama her ne kadar o soğuk hava yavaşça kaybolsa da, içinde kaybolan her şeyin yerine bir boşluk kalıyor. İçimdeki bu boşluk, yeni başlangıçlarla yer değişiyor. Bu kaybolan şey neydi? Belki de geçmişin o özlemi, belki de bir zamanlar sahip olduğum o eski neşe.
Hüzün ve Umut Arasında
İçimdeki hüzün, beni her geçen gün biraz daha sarhoş ediyordu. Belki de iş hayatımda, günlerin birbirini kovalaması, evdeki rutinin hiç değişmemesi, insanın ruhunda bıraktığı boşluklardan biriydi. Rebiülevvel ayından sonra gelen Recep ayında, her şeyin biraz daha yavaşladığını fark ettim. Zihnimde biriken soru işaretleri, her yeni günle birlikte daha da çoğalıyordu. Geçen yıl, işler biraz daha yolunda gitse de, bu yıl farklıydı. O zaman düşündüm: “Rebiülevvel ayından sonra ne gelir?” Cevap bir şekilde değişiyordu. Yeni ay, yeni umutlar getiriyor ama aynı zamanda eski yükleri de sırtında taşıyordu.
İşte, Rebiülevvel’in bitişiyle gelen Recep, bana bir kapı açıyordu ama o kapı biraz hüzünlüydü. Yine de, her yeni başlangıç, yeni umutlar ve belirsizliklerle geldiği için heyecanlanıyordum. Kayseri’nin soğuk sokaklarında yürürken, bir yanda geçmişin eksikliği, diğer yanda geleceğin belirsizliği vardı. Ama bir şey kesindi: Bir şeyler değişiyordu. Ve ben, o değişimi kabullenmek zorundaydım. Bunu yapmalıydım.
Sonuç: Yeni Başlangıçlara Giden Yol
Sonunda, Rebiülevvel ayı bitti ve Recep ayı başladı. Ama bu sefer eski heyecanı hissetmedim. Bunun yerine, eski bir şeyi kaybetmenin burukluğunu, ama aynı zamanda yeni bir şeye adım atmanın verdiği heyecanı yaşadım. Her yeni başlangıç, bir kaybı da beraberinde getiriyor. Ama önemli olan, kaybolan şeyin ardından ne yapacağımız ve o yeni başlangıçla nereye gideceğimizdi. Rebiülevvel’den sonra ne gelir? Bunu henüz bilmiyorum ama bildiğim bir şey var: Her yeni adım, biraz daha neşeli ve umut dolu olmak için bir fırsat.