Birini veya Bir Şeyi Övmek İçin Söylenen Söz Nedir? Farklı Yaklaşımlar Üzerine Bir Değerlendirme
Konya’da, bazen kafamda binbir düşünceyle yürürken, çok sık karşılaştığım bir soru var: “Birini veya bir şeyi övmek için söylenen söz nedir?” Bu basit ama derin soruyu düşündükçe, farklı bakış açıları kafamda çatışmaya başlıyor. İçimdeki mühendis, durumu mantıklı bir şekilde çözmeye çalışırken, içimdeki insan ise duygusal ve insani yönlere kayıyor. Her iki bakış açısının da kendine göre geçerliliği var, bu yüzden konuyu farklı açılardan ele alıp analiz etmek istiyorum.
Övgü ve Dilin Gücü
İçimdeki mühendis şöyle düşünüyor: “Övgü, dilde ve toplumsal ilişkilerde önemli bir yere sahiptir. Herhangi birini veya bir şeyi överken kullanılan ifadeler, aslında iletişimdeki rolünü çok net bir şekilde gösterir. İnsanlar, dilsel olarak bir övgü sözcüğü seçerken, bazen çok bilinçli kararlar alır, bazen de toplumsal normlardan etkilenir.” Dilin, övgüde nasıl bir araç haline geldiğini incelemek önemli. İnsanlar, genellikle iyi özellikleri, başarıları veya takdir edilmesi gereken durumları vurgulamak için çeşitli deyimler ve kalıplaşmış ifadeler kullanır.
Örneğin, “mükemmel”, “harika”, “göz kamaştırıcı” gibi kelimeler, bir kişinin veya bir şeyin yüksek değerini ifade etmek için kullanılan yaygın övgü sözleridir. İçimdeki mühendis, bunun bir tür pozitif geribildirim olduğunu ve toplumdaki insan ilişkilerinin, övgü ile güçlendiğini savunuyor. İnsanlar birbirlerine bu tür övgüler sunduklarında, sosyal bağları güçlendirmiş ve duygusal bir bağ kurmuş olurlar.
Ancak bir şeyi veya birini övmek, bazen de toplumun övgü beklentilerinden ötürü yapılır. Yani, övgü bazen içten değil, başkalarının beğenisini kazanma amacıyla yapılır. Burada, dilsel övgülerin toplumsal normlarla nasıl şekillendiğini gözlemlemek gerekebilir.
Duygusal ve İnsanî Bir Yaklaşım
İçimdeki insan tarafı ise, farklı bir perspektife sahip: “Övgü, sadece sözcüklerden ibaret değildir. Gerçek övgü, insanın duygusal dünyasına hitap eden, içten gelen bir ifadedir. Bazen birini veya bir şeyi övmek, sadece fiziksel başarılar veya özellikler için değil, aynı zamanda duygusal değerler ve insani özellikler için yapılır.” Övgü, daha çok bir takdir ve takdir edilme gereksiniminin ifadesidir. İnsanlar, sevgi, saygı ve takdir görmek isterler, bu yüzden başkalarına övgüler sunarak, kendi duygusal ihtiyaçlarını da karşılamış olurlar.
Konya’da sıkça karşılaştığım örneklerden biri, bir arkadaşımın başarısını kutlamak için söylediği kelimelerdir. Arkadaşım, yaptığı bir projeyle çok başarılı oldu ve ona “gerçekten harika bir iş çıkardın, sana hayran kaldım” demek, sadece onun başarısını onurlandırmak değil, aynı zamanda ona olan duygusal bağımı da pekiştirmektir. İçimdeki insan, burada övgünün çok daha insani bir yönü olduğunu vurguluyor. Övgü, bir başkasının ruhunu okşamak, ona değer verdiğini hissettirmektir.
Övgüler, insanların birbirlerine karşı duyduğu saygıyı ve sevgiyi dile getirme biçimlerinden biri olarak da önemli bir yer tutar. Birini övmek, sadece onun fiziksel veya entelektüel yeteneklerini onurlandırmak değil, aynı zamanda insan olma halini kutlamaktır. “İnanılmaz bir insansın” ya da “Böylesi bir dostluk çok kıymetli” gibi cümleler, insanın insanla kurduğu ilişkilerde anlam kazanır.
Övgüde Toplumsal Normlar ve Kültür
Konya’da yaşayan biri olarak, kültürel normların ve geleneklerin övgü söylemlerini nasıl şekillendirdiğini gözlemlemek ilginç bir deneyim. Toplumun övgüye verdiği değer, sadece birini takdir etmekle kalmaz, bazen bu takdirin sosyal bir işlevi de vardır. Toplumlar, genellikle “doğru” övgü biçimlerini ve kelimeleri kabul ederler. Konya’da, bir kadının başarılı bir iş yapması durumunda ona “aferin” denmesi yaygınken, bir erkeğe bu tür bir takdir sözcüğü genellikle “iyi iş çıkardın” gibi daha doğrudan ve ciddi ifadelerle yapılır.
Bunun altında yatan sebep, toplumsal cinsiyet normlarının etkisidir. Kadınlar için övgüler genellikle daha duygusal ve sıcak olurken, erkekler için daha ciddi ve başarıya odaklıdır. Bu da övgü söylemlerinin, toplumsal cinsiyetin etkisiyle şekillendiğini gösterir. Övgü, yalnızca kişinin neyi başardığına göre değil, toplumsal rolüne göre de biçimlenir. Yani, birini övmek için söylenen sözler, kültürel olarak neyin kabul edilebilir olduğu ile doğrudan ilişkilidir.
Övgü ve Kişisel İhtiyaçlar
Sonuç olarak, övgü, sadece birini takdir etmek için kullanılan sözlerden ibaret değildir. İçimdeki mühendis diyor ki: “Övgü, dilde bir işlevi yerine getiriyor olabilir, ancak aynı zamanda toplumsal normların ve kişisel duygusal ihtiyaçların bir yansımasıdır.” Birini veya bir şeyi övmek için söylenen sözler, sadece bir başarıyı ya da değeri dile getirme değil, aynı zamanda insana olan bağların güçlendirilmesi, duygusal ihtiyaçların karşılanması anlamına gelir.
Övgü, toplumsal normlardan bağımsız değildir, ancak kişisel değerler ve inançlar da burada rol oynar. İnsanlar birbirlerine övgüler sundukça, toplumsal ilişkiler güçlenir, insanlar birbirine değer verir ve bu, toplumsal uyumun bir parçası haline gelir. Övgüdeki sözcüklerin anlamı, sadece ne söylendiğiyle değil, nasıl hissedildiğiyle de alakalıdır.
Sonuç
Birini veya bir şeyi övmek için söylenen söz, basit bir dilsel ifade olmaktan çok daha fazlasıdır. Hem toplumsal hem de bireysel düzeyde, övgü, ilişkilerin temelini oluşturur. Hem analitik hem de duygusal olarak, övgü, hem iletişimin hem de duygusal bağların güçlenmesi için vazgeçilmez bir araçtır. İnsanlar, söyledikleri övgülerle hem başkalarına değer verdiklerini gösterir hem de kendi duygusal gereksinimlerini karşılarlar.