Benim Senin Nedir?
Hayal Kırıklığı İçindeki Bir Gün
Bugün sabah kalktım ve yine o garip hissiyatla karşılaştım: Bir şeyler eksik. Sabahın ilk ışıkları Kayseri’nin gri sokaklarına düşerken, ben bir kez daha gözlerimi tavana dikip düşündüm. Hızla değişen her şeyin arasında, kendi içimde kaybolmuş gibiydim. Hayatımı bir kenara koymuş, adım adım ilerlemeye çalışan biriydim. Ama her adımda, bir eksiklik vardı. Bir boşluk, bir soru işareti: “Benim senin nedir?”
Kendi kendime sorarken, Kayseri’nin sokakları bana bu sorunun cevabını vermiyor gibiydi. O sokaklarda bir zamanlar birlikte yürüdüğüm insanı düşündüm. O eski anları… Yıllar önce, çocukken, bütün dünyanın seni izlediğini sanırdım. O zamanlar herkesin senin etrafında dönmesi gerektiğini düşünürdüm. Şimdi ise, o düşüncenin ne kadar boş olduğunu anlamak, bir yerlerde derin bir hayal kırıklığına yol açıyor. Ama ne yapabilirim ki? Bazen hayatımın gerçek anlamını bulmak, basit bir soru sormak gibi: “Benim senin nedir?”
Hayal Kırıklığı, Sonra Umut
Birkaç gün önce eski bir arkadaşımı gördüm. Aradan yıllar geçmişti ama bakışları hâlâ tanıdıktı. O anda, gözlerimiz birbirine kilitlenmişti. Kısa bir an sessizlik oldu. Sonra güldük. Aramızda her şey eskisi gibi değilmiş gibi bir hava vardı ama bir yandan da her şey çok doğal, çok samimiydi. İşte o an fark ettim, ne kadar çok şey kaybetmişiz, ne kadar çok zaman geçmişti. Ama yine de, bir şekilde bağımız kopmamıştı.
“Benim senin nedir?” demek istedim. Bir an önce onu sormak, her şeyin ne kadar çabuk geçip gittiğini ifade etmek… Ama o an, bir kelime dahi edemedim. Bir zamanlar çok yakın olduğumuz halde, şimdi bu sorunun cevabı sanki birbirimizle ne kadar mesafeli olduğumuzu gösteriyordu. Hayal kırıklığı, sevgi ve zamanın getirdiği yalnızlık… Bir an, “Keşke bir şeyler değişebilseydi,” dedim içimden.
Ama sonra düşündüm. Belki de bu hayal kırıklığının, içimdeki o kaybolmuş soruyu bulma sürecine katkısı vardı. Her insan, bir şekilde bir iz bırakıyor. Ne kadar çok kaybolmuş gibi hissetsen de, her şeyin bir anlamı vardır. Belki de “Benim senin nedir?” sorusu, her an yeni bir anlam buluyor. Yıllar geçtikçe daha çok şey öğreniyorum, daha çok fark ediyorum.
Bir Gün Gerçekten Anlayacağım
Herkesin hayatında bazı kırılma noktaları vardır. Biraz da ben o anın peşindeyim, belki de. O anı, o eski insanla tekrar aynı yolda yürümek gibi bir hayalim var. O eski dostluk, o eski bağlar, belki de her şeyin özüdür. Ama “Benim senin nedir?” sorusuna bir cevap bulmak, o eski anı geri getirebilir mi? Bilmiyorum. Ama galiba bu soruya bir cevap bulana kadar, yolda olmak gerekiyor. O yolu yürürken her şeyin ne kadar hızlı geçtiğini hissediyorum ama bir yandan da bir umut var.
Bazen, sadece sormak yetmiyor. Bir şeyleri anlamak için bir süre beklemek, düşünmek ve içsel bir yolculuğa çıkmak gerekiyor. Kayseri’nin o gri sokaklarında, bir anı düşünürken bulduğum şey, bir cevap değil, sadece bir arayıştı. Belki de gerçek soru şuydu: “Benim senin nedir?” sorusunun cevabı, sadece seninle değil, seninle paylaştığım o anlarla da ilgili olabilir.