Yumuşayan Hamurun Bana Öğrettiği Sabır: Kayseri’de Bir Akşamın Hikâyesi
Kayseri’de yaşadığım küçük evimin mutfağında, bazı akşamlar kendimi geçmişle bugün arasında sıkışmış gibi hissederim. 25 yaşındayım ve yıllardır tuttuğum günlüklerimde en çok mutfakta yaşadığım küçük anları yazıyorum. Çünkü bazen bir insanın kalbinde büyüyen duygular, büyük olaylarda değil; bir fincan çayın buharında, yoğrulan bir hamurun kokusunda ya da beklenmeyen bir aksilikte saklı oluyor.
Geçen kışın soğuk bir akşamında, annemin yıllardır yaptığı ev yapımı ekmek tarifini denemeye karar verdim. O gün içimde garip bir heyecan vardı. Sanki sadece bir ekmek yapmayacaktım; çocukluğumdan kalan sıcak bir anıyı yeniden kuracaktım.
Günlüğüme o gece şöyle yazmıştım:
“Bugün mutfakta kendime bir şey kanıtlamak istedim. Belki de büyüdüğümü, kendi ayaklarımın üzerinde durabildiğimi hissetmek istedim. Ama bazen hayat, en basit görünen şeylerle bile insana sabrı öğretiyor.”
Hamuru Yoğururken Gelen Büyük Heyecan
Merhaba Cur okurları! Bugün sizlerle “Hamur yumuşak olursa ne olur” konusunu ele alacağız.
Annemin tarifini eski bir defterden bulmuştum. Sayfaları sararmış, kenarları un lekeleriyle doluydu. O defter benim için sadece bir tarif kitabı değildi. İçinde çocukluğumun kokusu vardı. Bayram sabahları, kalabalık aile sofraları, annemin mutfakta telaşla hazırlık yapması… Hepsi o birkaç sayfanın arasında saklıydı.
Unu hazırladım, mayayı ekledim, suyu yavaşça döktüm ve hamuru yoğurmaya başladım. Ellerimin arasında şekil alan hamura bakarken büyük bir mutluluk hissettim. İçimde “Ben de yapabilirim” duygusu vardı.
Fakat biraz sonra hamurun beklediğim gibi olmadığını fark ettim.
Hamur olması gerekenden daha yumuşaktı. Ellerime yapışıyor, istediğim kıvamı almıyordu. İlk anda moralim bozuldu. Çünkü kafamda mükemmel bir ekmek hayal etmiştim. Fırından çıkan, dışı çıtır, içi yumuşacık bir ekmek düşünüyordum. Ama önümde duran şey bana başarısızlığımı hatırlatıyor gibiydi.
O an gerçekten hayal kırıklığı yaşadım.
Kendi kendime, “Yine bir şeyi tam yapamadım galiba” diye düşündüm. Belki de mesele sadece hamur değildi. Bazen insan küçük bir aksilikte bile içindeki bütün korkularla karşılaşıyor.
Hamur Yumuşak Olursa Ne Olur?
O akşam öğrendiğim en önemli şeylerden biri şuydu: Hamur yumuşak olursa ne olur sorusunun cevabı her zaman kötü değildir.
Yumuşak hamur, doğru şekilde değerlendirildiğinde daha hafif ve daha yumuşak sonuçlar verebilir. Özellikle ekmek, poğaça veya bazı hamur işlerinde yumuşak kıvam, ürünün daha pofuduk olmasına yardımcı olabilir. Ancak hamur aşırı yumuşak olursa şekil vermek zorlaşabilir, pişerken yayılabilir veya beklenen görüntüyü vermeyebilir.
Benim yaptığım hamur da ilk başta bana sorun gibi görünmüştü. Ama biraz daha un ekleyip acele etmeden yoğurduğumda kıvam değişmeye başladı. Hamurun da tıpkı insanlar gibi zamana ihtiyacı olduğunu fark ettim.
Bazen hemen düzelmeyen şeyler, biraz sabır gösterildiğinde güzelleşebiliyor.
Bir Hamurun İçinde Saklanan Duygularım
Benzer Konular: Çocuklarda aşırı korku neden olur ?
Hamurun başında beklerken aslında kendi hayatımı düşündüm. 25 yaşında olmak bazen garip bir his veriyor insana. Bir yandan hâlâ öğrenmeye devam eden genç biri gibi hissediyorum, diğer yandan artık birçok sorumluluğun omuzlarımda olduğunu biliyorum.
O akşam hamura bakarken kendimi ona benzettim.
Bazen ben de fazla hassas, fazla yumuşak olduğumu düşünüyorum. İnsanların sözlerinden kolay etkileniyorum. Gelecekle ilgili planlar yaparken bazen korkuyorum. Ama belki de yumuşak olmak her zaman güçsüz olmak anlamına gelmiyor.
Nasıl ki yumuşak bir hamur doğru dokunuşlarla güzel bir ekmeğe dönüşebiliyorsa, insan da yaşadığı zorluklarla şekillenebiliyor.
Bu düşünce beni çok etkiledi.
Günlüğümde o gece şu cümleyi yazmıştım:
“Belki de kendime karşı fazla sert davranıyorum. Her şeyin hemen mükemmel olmasını bekliyorum. Oysa bazı güzellikler biraz bekleyince ortaya çıkıyor.”
Kayseri’nin Sessiz Bir Akşamında Gelen Umut
Fırının başında beklerken dışarıdaki soğuğu izliyordum. Kayseri’nin kış akşamları bambaşka olur. Sokaklar sessizleşir, insanların evlerinden gelen ışıklar uzaktan sıcak görünür.
Mutfakta ise farklı bir sıcaklık vardı.
Fırından yayılan koku yavaş yavaş bütün evi sardı. İlk başta başarısız olduğumu düşündüğüm hamur, sonunda güzel bir ekmeğe dönüşmüştü. Görüntüsü belki annemin yaptığı ekmekler kadar kusursuz değildi ama benim için çok daha değerliydi.
Çünkü içinde benim emeğim vardı.
O an yaşadığım heyecanı tarif etmek zor. Birkaç saat önce moralimi bozan şey, şimdi yüzümde küçük bir gülümsemeye dönüşmüştü.
Hayatta da böyle değil mi?
Bazen elimizdeki şeylere hemen karar veriyoruz. Bir başarısızlık gördüğümüzde her şeyin bittiğini düşünüyoruz. Oysa biraz zaman, biraz emek ve biraz inanç birçok şeyi değiştirebiliyor.
Yumuşak Hamur Bana Sabretmeyi Öğretti
O günden sonra hamur yaparken artık sadece tarife bakmıyorum. Hamurun verdiği işaretleri anlamaya çalışıyorum. Çünkü hamur canlı bir şey gibi geliyor bana. Fazla su aldığında, fazla yoğrulduğunda ya da yeterince dinlenmediğinde kendini belli ediyor.
İnsan ilişkileri de biraz böyle.
Bazen birine fazla yükleniyoruz, bazen kendimize gereğinden fazla baskı yapıyoruz. Oysa herkesin bir dinlenme süresine ihtiyacı var.
Yumuşak hamur bana bunu hatırlattı.
Eğer hamur fazla yumuşaksa hemen vazgeçmek yerine neden böyle olduğunu anlamak gerekiyor. Fazla su kullanılmış olabilir, un miktarı az gelmiş olabilir veya hamurun biraz daha toparlanmaya ihtiyacı olabilir. Aynı şey hayat için de geçerli.
Bir şey yolunda gitmediğinde hemen kendimizi suçlamak yerine durup düşünmek gerekiyor.
Günlüğümde Kalan O Küçük Anı
Aradan aylar geçti ama o akşamı hâlâ hatırlıyorum. Çünkü bana büyük bir ders verdi.
O gün yaptığım ekmek belki sıradan bir ekmekti. Belki dışarıdan bakan biri için küçük bir mutfak denemesiydi. Ama benim için çok daha fazlasıydı.
O ekmek bana sabrı, kabul etmeyi ve kendime daha anlayışlı davranmayı öğretti.
Şimdi ne zaman hamur yoğursam, o ilk yaşadığım hayal kırıklığını hatırlıyorum. Sonra da fırından çıkan sıcak ekmeğin verdiği mutluluğu düşünüyorum.
Çünkü artık biliyorum:
Hamur yumuşak olursa ne olur?
Bazen işler biraz zorlaşır. Şekil vermek güçleşir. Daha fazla dikkat ve emek gerekir. Ama doğru yaklaşılırsa ortaya beklenenden çok daha güzel bir sonuç çıkabilir.
Belki hayat da böyledir.
Bazen fazla hassas olduğumuz, kırıldığımız veya kendimizi yetersiz hissettiğimiz anlar olur. Fakat bu anlar bizi daha güçlü, daha anlayışlı ve daha sabırlı biri yapabilir.
Kayseri’de küçük mutfağımda başlayan o akşam, bana büyük bir gerçeği hatırlattı: Kusursuz olmak zorunda değiliz. Bazen biraz yumuşak, biraz eksik ve biraz dağınık hâlimizle bile güzel şeylere dönüşebiliriz.
Yeter ki kendimize zaman tanıyalım.
Çünkü bazı hamurlar hemen şekil almaz.
Bazı insanlar da öyle.
Ama sabırla yoğrulan her şeyin içinde güzel bir hikâye saklıdır.
Umarız “Hamur yumuşak olursa ne olur” hakkındaki bu rehber işinize yaramıştır. Cur ailesiyle kalmaya devam edin!