Kostak Zeybeği Nerenin? Bir Türkünün Peşinde Kayseri’den Aydın’a Uzanan Duygusal Yolculuğum
Bazen bir ezgi insanın hayatına hiç beklemediği bir anda dokunur. Bir akşamüstü, Kayseri’deki küçük odamda eski defterlerimin arasında otururken duyduğum bir zeybek havası, beni yıllar öncesine götürecek kadar güçlü bir his bıraktı. O an elimde kalem, önümde açık duran günlüğüm vardı. Her zamanki gibi yaşadıklarımı, içimde birikenleri yazıyordum. Fakat o gün yazdığım cümlelerin yönü değişti.
“Bazı şarkılar sadece kulaktan değil, kalpten dinlenir.”
Bu cümleyi günlüğüme yazdıktan sonra duyduğum ezginin adını araştırmaya başladım. Karşıma çıkan isim beni çok etkiledi: Kostak Zeybeği.
Uzun zamandır halk oyunlarına, özellikle de geçmişten gelen hikâyeleri taşıyan ezgilere karşı büyük bir ilgim vardı. Fakat Kostak Zeybeği’nin adını duyduğumda içimde farklı bir merak oluştu. Çünkü bu sadece bir oyun havası değildi. İçinde gurur, sevda, ayrılık ve geçmişin izlerini taşıyan bir ruh vardı.
Araştırdıkça öğrendim ki Kostak Zeybeği, Ege yöresine ait önemli zeybeklerden biridir. Özellikle Aydın yöresiyle anılır. Ege’nin o kendine has efelik kültürünü, ağır ama güçlü adımlarını, başı dik yürüyüşünü içinde barındırır.
Fakat benim için bu bilgi sadece bir coğrafya bilgisi olarak kalmadı. Çünkü o ezginin arkasında sanki bir insan hikâyesi vardı.
Kayseri’de Bir Akşam ve Geçmişe Açılan Kapı
25 yaşında, Kayseri’de yaşayan biri olarak hayatımın büyük kısmı İç Anadolu’nun sakin ama derin atmosferinde geçti. Burada akşamlar başka olur. Hava erken kararır, sokaklar sessizleşir ve insan kendi düşünceleriyle baş başa kalır.
Ben de böyle akşamlarda günlük tutmayı severim. Bazen küçük mutlulukları, bazen kırgınlıkları, bazen de kimseye anlatamadığım duyguları yazarım. Çünkü bazı şeyleri konuşmak kolay değildir. İnsan bazen kendi içindeki sesi ancak yazıyla duyabilir.
Kostak Zeybeği’ni ilk dinlediğim gece de böyleydi. Gün boyunca üzerimde taşıdığım bir yorgunluk vardı. Gelecekle ilgili kafam karışıktı. Bazı hayallerimin istediğim gibi ilerlememesi beni üzüyordu. Açıkçası kendimi biraz kaybolmuş hissediyordum.
Tam o sırada o ağır zeybek ezgisi başladı.
İlk birkaç saniyede sadece müziği dinledim. Sonra fark ettim ki içimde bir şey değişiyor. Sanki yıllar önce yaşamış insanların duyguları bana ulaşıyordu. O gururlu yürüyüşün içinde bir meydan okuma vardı. “Ne yaşarsan yaşa, ayakta kal” diyen bir ses gibiydi.
O an hissettiğim şeyi günlüğüme şöyle yazdım:
“Bugün kendimi kırılmış hissettim ama bu ezgi bana yeniden doğrulmayı hatırlattı.”
Kostak Zeybeği Nerenin? Sorusunun Ardındaki Hikâye
Bir müziğin nereden geldiğini bilmek bazen ona bakışımızı tamamen değiştirir. Kostak Zeybeği’nin Aydın ve çevresindeki zeybek geleneğiyle bağlantısını öğrendiğimde, bu ezgiyi daha farklı dinlemeye başladım.
Ege’de zeybek kültürü sadece bir dans değildir. Bir duruşun, bir karakterin anlatımıdır. Zeybekler tarih boyunca cesaret, özgürlük ve onur kavramlarıyla anılmıştır. Kostak Zeybeği de bu kültürün içinde kendine özel bir yere sahiptir.
Zeybek oynayan kişinin ağır hareketleri, yere sağlam basışı ve başını dik tutması bana her zaman etkileyici gelmiştir. Çünkü burada amaç sadece güzel görünmek değildir. Her adımın bir anlamı vardır.
Kostak Zeybeği’ni izlerken insan, geçmişte yaşayan insanların sevinçlerini ve acılarını hisseder. Belki bir sevdiğine kavuşamayan bir genç, belki yıllarca mücadele etmiş bir insan, belki de hayatın yükünü taşımasına rağmen gururunu kaybetmeyen biri…
Bana göre bu yüzden bazı ezgiler zaman geçse bile kaybolmaz. Çünkü onlar notalardan değil, insanların yaşadığı gerçek duygulardan oluşur.
Unutamadığım Bir Sohbet
İlginizi Çekebilecek İçerik: Kostak yürümek ne anlama gelir ?
Kostak Zeybeği ile ilgili en unutamadığım anlardan biri, memleketteki büyüklerimden biriyle yaptığım sohbetti. Bir akşam aile ziyaretinde eski türkülerden konuşurken bu zeybekten bahsettim.
O da bana uzun uzun geçmişten söz etti. Gençliğinde duyduğu oyun havalarını, düğünlerde oynanan zeybekleri anlattı. Onun gözlerindeki ışığı görünce çok etkilendim.
Bazen bir insanın hafızası, koca bir tarih kitabından daha değerlidir.
O sohbet sırasında şunu düşündüm: Bizden önce yaşayan insanların duyguları aslında hâlâ bizimle birlikte. Bir ezgi, bir kelime veya eski bir fotoğraf onları yeniden hayatımıza getiriyor.
O gece eve döndüğümde içimde garip bir hüzün vardı. Çünkü geçmişin ne kadar değerli olduğunu fark etmiştim. Aynı zamanda umut da hissettim. Çünkü kültür dediğimiz şey, insanlar onu hatırladığı sürece yaşamaya devam ediyordu.
Bir Zeybeğin Bana Öğrettikleri
Hayatımın bazı dönemlerinde kendime çok fazla soru sordum. Doğru yolda mıyım? Hayallerime ulaşabilecek miyim? Başarısızlıklarım beni tanımlar mı?
Bazen cevap bulamadığım zamanlar oldu. Bazen büyük bir hayal kırıklığı yaşadım. Özellikle emek verdiğim bazı şeylerin istediğim sonucu vermemesi beni çok yordu.
Fakat Kostak Zeybeği bana başka bir şey hatırlattı.
İnsan her zaman kazanamaz. Her zaman istediği yerde olamaz. Bazen düşer, bazen beklemek zorunda kalır. Ama önemli olan yeniden ayağa kalkabilmektir.
Zeybeğin o ağır ve kendinden emin yürüyüşünde bunu gördüm. Acele etmeyen ama kararlı olan bir hareket… Gürültü çıkarmadan güçlü durabilmek…
Belki de benim bu ezgiden etkilenmemin sebebi buydu. Çünkü o dönemde benim de ihtiyacım olan şey tam olarak buydu.
Aydın’dan Kayseri’ye Ulaşan Bir Duygu
Bazen kilometrelerin insanlar arasına mesafe koyduğunu düşünürüz. Oysa kültür, bu mesafeleri kolayca aşar.
Aydın’ın sıcak topraklarından doğan bir zeybek ezgisi, Kayseri’deki küçük odamda bana dokunabiliyorsa, bunun sebebi insan duygularının ortak olmasıdır.
Sevinçlerimiz farklı şehirlerde yaşansa da benzerdir. Ayrılıklarımızın şekli değişse de hissettirdikleri aynıdır. Umutlarımızın dili farklı olsa da kalbimizde bıraktığı iz aynıdır.
Kostak Zeybeği benim için artık sadece “Kostak Zeybeği nerenin?” sorusunun cevabı değildir. Evet, bu zeybek Aydın yöresiyle özdeşleşen değerli bir halk oyunudur. Ancak benim hafızamda daha büyük bir anlam taşır.
O, zor zamanlarda güçlü kalmayı hatırlatan bir sestir.
Günlüğümde Kalan Son Cümle
O gece günlüğümün son sayfasına bir cümle daha yazdım:
“Bazı yollar insanı bir yere götürmez, kendine götürür.”
Kostak Zeybeği’ni dinlerken aslında sadece bir müzik keşfetmedim. Geçmişle bugün arasında kurulan görünmez bir bağı hissettim. Bir kültürün nasıl insanın kalbine dokunabileceğini gördüm.
Şimdi ne zaman bu ezgiyi duysam Kayseri’deki o akşamı hatırlarım. Masamı, açık duran günlüğümü, içimdeki karışık duyguları ve sonunda hissettiğim huzuru…
Çünkü bazı eserler sadece dinlenmez. Yaşanır.
Kostak Zeybeği de benim için böyle bir eser oldu. Aydın’ın efelik ruhundan doğup yıllar sonra Kayseri’de genç bir insanın kalbine dokunan, geçmişten geleceğe uzanan unutulmaz bir hikâyeye dönüştü.