Cur ekibi olarak “Ceriha kelimesinin Arapça anlamı nedir” konusunu sizlerle paylaşmaktan mutluluk duyduk. Sağlıklı ve mutlu günler!
Kayseri’de Bir Kelimenin Peşinde: “Keri”nin Bende Uyandırdığı Hikâye
Hoş geldiniz! Bu yazımızda “Ceriha kelimesinin Arapça anlamı nedir” konusu hakkında merak edilen detaylara birlikte göz atacağız.
Bir defterin kenarına sıkışan soru
Kayseri’nin kışları sert olur. Camın kenarına vuran rüzgâr sesi bile insanın içini biraz daha yalnız yapar. O gün, üniversiteden döndüğümde elimde yine yarım kalmış bir gün, zihnimde ise bitmek bilmeyen düşünceler vardı. Çantamı yere bırakıp masaya oturdum. Günlük yazmak benim için sadece bir alışkanlık değil, sanki içimdeki kalabalığı susturmanın tek yolu gibiydi.
Defterimi açtığımda gözüm alt satırlardan birine takıldı. Geçen hafta yaşlı bir adamın konuşmasında duyduğum bir kelimeyi not etmişim:
“dün keri…”
O an durdum. Kalem elimde asılı kaldı. Bu kelimeyi neden yazdığımı hatırlıyordum ama anlamını bilmiyordum. Sadece garip bir tını gibi aklıma kazınmıştı. İçimde hafif bir rahatsızlık hissettim; sanki anlamını bilmediğim bir kapının önünde durmuşum da içeri giremiyormuşum gibi.
O an kendime sordum: Türkçede keri ne demek?
Bu soru, o gün sadece bir merak değildi. İçimde bir şeyleri kıpırdatan, eski bir hatırayı çekip çıkaran bir anahtar gibi çalışmıştı.
Yaşlı adamın sesi ve kaybolan zaman
Bir gün önceydi. Otobüs durağında beklerken yanımda oturan yaşlı bir adam telefonla konuşuyordu. Sesi titrek ama kararlıydı. “İki gün keri uğradı mı?” diyordu birine.
O cümleyi duyduğum anda kafam karışmıştı. “Keri” neydi? İlk başta yanlış duydum sandım. Belki de eski bir ağız, belki de yöresel bir söyleyişti. Ama kelime zihnime takıldı kaldı.
Otobüs geldiğinde bile düşünmeye devam ettim. Camdan dışarı bakarken içimde tuhaf bir his vardı; sanki dilin içinde gizlenmiş başka bir zaman katmanına dokunmuş gibiydim. İnsan bazen bir kelimeye takılır ya, ben de öyle takılmıştım işte.
O gece eve döndüğümde içimde bir huzursuzluk vardı. Hayal kırıklığı değil ama eksik bir şey hissi… Sanki bir parçayı görmüş ama bütün resmi anlayamamıştım.
“Keri”nin peşinde bir gece
Bilgisayarı açtım. Arama çubuğuna yazdığım şey basitti:
“Türkçede keri ne demek?”
Karşıma çıkan ilk bilgiler beni biraz rahatlattı ama aynı zamanda daha da düşündürdü. “Keri” kelimesinin eski Türkçede “-den beri, -den sonra, önce” gibi zaman belirten bir ek ya da edat olarak kullanıldığını öğrendim. “Dün keri” ifadesi aslında “dünden beri” ya da “dün” anlamına yakın bir zamansal bağ kuruyordu.
Ama bu açıklama bana yetmedi.
Çünkü mesele sadece bir kelimenin anlamı değildi. O kelimenin taşıdığı his beni içine çekmişti.
Defterimi açıp tekrar yazdım:
“Belki de bazı kelimeler anlamıyla değil, bıraktığı boşlukla hatırlanır.”
O an içimde bir şeyler değişti. Hafif bir umut hissi geldi. Sanki kaybolmuş bir şeyi bulmaya yaklaşmışım gibi.
Dedemin sesi ve eski Türkçe gölgesi
Ertesi gün dedemi ziyaret ettim. Kayseri’de eski evlerin kokusu bile farklıdır; ahşap, zaman ve hatıra karışımı bir şey hissedersin.
Sobanın yanında otururken ona rastgele sordum:
“Dede, sen hiç ‘keri’ diye bir kelime duydun mu?”
Bir an sustu. Sonra hafifçe gülümsedi. Gözlerinde geçmişe açılan bir pencere vardı sanki.
“Biz eskiden öyle derdik,” dedi. “Dün keri, iki gün keri… Yani üzerinden zaman geçmiş demek.”
O an içimde bir şey çözüldü. Sanki yıllardır anlamını bilmeden taşıdığım bir düğüm çözülüyordu. Ama aynı zamanda tuhaf bir hüzün de hissettim. Çünkü dilin içinde kaybolan kelimeler, aslında insanların da yavaş yavaş kaybolması gibiydi.
Dedemin sesi devam etti ama ben artık tam dinlemiyordum. İçimde başka bir düşünce büyüyordu: Kelimeler yaşar mıydı?
Benim için o an “keri” sadece bir anlam değil, geçmişin kendisi olmuştu.
Kayseri sokaklarında içime dönen düşünceler
Eve dönerken hava soğumuştu. Kayseri’nin akşamları insanın içine işler. Yürürken her adımımda düşünüyordum.
“İki gün keri…”
Basit bir ifade gibi görünüyordu ama içinde zamanın ağırlığı vardı. İnsan bazen geçmişi ölçmek için saatlere değil, kelimelere ihtiyaç duyar.
O an kendime itiraf ettim: yalnız hissediyordum. Ama bu yalnızlık kötü bir şey değildi. Daha çok düşünmeye iten, insanı içe döndüren bir boşluk gibiydi.
Hayal kırıklığım da vardı. Çünkü bazı kelimelerin unutulmuş olması bana insanın kendi köklerinden uzaklaşması gibi geliyordu. Ama aynı zamanda bir umut da vardı içimde. Çünkü hâlâ bu kelimeyi duyabiliyor, araştırabiliyor ve anlamına ulaşabiliyordum.
Belki de bu yeterliydi.
“Keri”nin bende açtığı kapı
O gece tekrar defterimi açtım. Bu kez daha uzun yazdım. Kelimeler akıyordu.
“Keri, sadece bir zaman eki değil. Bir hatırlama biçimi. Geçmişi bugüne bağlayan ince bir ip.”
Kendi kendime gülümsedim. Belki abartıyordum ama hissettiğim buydu.
İnsan bazen bir kelimeyi öğrenirken aslında kendini öğrenir. Ben de “keri”yi öğrenirken geçmişle bağımı fark etmiştim. Dedemin konuşmasında, yaşlı adamın otobüs durağındaki cümlesinde ve kendi içimde aynı şey vardı: zamanın akışı.
Ve bu akış bazen kelimelerle görünür hale geliyordu.
İçimde büyüyen sessiz farkındalık
Günler geçtikçe “keri” kelimesi zihnimde daha az bir soru, daha çok bir his olmaya başladı. Artık onu düşündüğümde sadece anlamını değil, taşıdığı geçmişi hissediyordum.
Bir gün arkadaşlarımla otururken sohbet arasında biri “dün keri”ye benzer bir ifade kullandı. O an içimde hafif bir gülümseme oluştu. Kimse fark etmedi ama ben fark ettim. Dil hâlâ yaşıyordu.
Ve bu bana garip bir huzur verdi.
Çünkü bazı şeyler kaybolmazdı, sadece sessizleşirdi.
Sonuç gibi değil, devam eden bir düşünce
Şimdi defterimin sayfaları arasında o kelime hâlâ duruyor: “keri”.
Altına ilk gün yazdığım sorunun yanında artık bir cevap değil, bir his var.
Türkçede keri ne demek?
Bir zaman eki, eski bir ifade, geçmişi bugüne bağlayan bir iz… Ama benim için artık daha fazlası. Kayseri’nin soğuk akşamlarında içime düşen bir düşünce, dedemin sesiyle birleşen bir hatıra, ve anlamını buldukça büyüyen bir farkındalık.
Belki de en önemlisi şu: bazı kelimeler anlamını öğrendiğinde bitmez, tam tersine başlar.
Sitemizden Önerilen: MCHC nedir kan tahlili referans dışı ne demek ?