Umarız “Millî Mücadele döneminde sırasıyla hangi kongreler yapıldı” hakkındaki bu rehber işinize yaramıştır. Cur ailesiyle kalmaya devam edin!
Millî Mücadele Döneminde Sırasıyla Hangi Kongreler Yapıldı?
Bugün İstanbul’da, sabahın erken saatlerinde işe gitmek üzere evden çıkarken, aklımda bir soru var: “Bir milletin bağımsızlık mücadelesi verirken neler yaşar?” Hani bazen, çok büyük tarihi olayları düşünürken, biz bugün hayatta olanlar o dönemi nasıl hissederdik diye kendi kendime sorarım. Bugün size bu soruyu sorduracak bir konuya dalacağım: Millî Mücadele dönemi ve sırasıyla yapılan kongreler. Çünkü bir milletin bağımsızlık mücadelesinde attığı her adım, sadece bir anlık zafer ya da kayıptan ibaret değildir; her kongre, bir halkın özgürlüğünü kazanmak için yaptığı cesur bir adım olmuştur.
İlk Adım: Erzurum Kongresi (23 Temmuz-7 Ağustos 1919)
Millî Mücadele’nin temellerinin atılmasında önemli bir kilometre taşı olan Erzurum Kongresi, 23 Temmuz 1919’da başladı. Osmanlı İmparatorluğu’nun I. Dünya Savaşı’ndan sonra yaşadığı yıkımın ardından, ülkenin dört bir yanından gelen halk, işgalci güçlere karşı birleşme kararı aldı. Erzurum Kongresi’ne katılanlar, peki neye karar verdiler? Sadece bir direniş hareketi değil, aynı zamanda Türk milletinin yeniden bir araya gelip, kendi bağımsızlık yolunu çizebilmesi için bir platform oluşturdular.
Erzurum Kongresi’ndeki en dikkat çeken karar, sadece Osmanlı İmparatorluğu’na değil, aynı zamanda İstanbul Hükûmeti’ne de karşı bağımsızlık çağrısı yapmalarıydı. Bu, özellikle o dönemde çok cesurca bir adım olmuştu. Erzurum Kongresi, aynı zamanda Mustafa Kemal Atatürk’ün liderlik rolünün pekişmeye başladığı yerlerden biriydi. Gerçekten, bu kongre olmasaydı belki de Kurtuluş Savaşı’nın başarıya ulaşması zor olurdu. “Ya şu kongre olmasaydı, bu kadar güçlü bir mücadele başlatılabilir miydi?” diye düşündüğümde, kendi içimde bazı soruları yanıtlamak zorlaşıyor.
Sivas Kongresi (4-11 Eylül 1919)
Erzurum Kongresi’nden sadece bir ay sonra, Sivas Kongresi yapıldı. Artık işler biraz daha somutlaşıyordu. Erzurum’da alınan kararlar ve kurulan heyet, Sivas’a doğru yol almıştı. 4 Eylül’de başlayan Sivas Kongresi, hem Türk milletinin birleşme kararlılığını pekiştiren bir toplantıydı hem de bağımsızlık mücadelesi adına çok önemli adımların atıldığı bir zirve oldu. Bu kongrede, tam olarak ne olmuştu? Mustafa Kemal ve arkadaşları, bağımsızlıklarını ilan etmenin yanı sıra, işgalci kuvvetlere karşı milletin birleşmesi gerektiği fikrini daha geniş bir kesime yaydılar.
Sivas Kongresi’nde alınan kararlar, aslında Türk milletinin tamamı için bir tür uyanış oldu. Bu kongrede kabul edilen “Milli sınırlar içinde vatan bir bütündür” kararı, işgal altındaki topraklarda yaşayan halkın da umutlarını yeşertmişti. Bugün belki bir cep telefonuna bakarak güncel olaylara dair hızlı bir yorum yapabiliyoruz ama 1919’da bu kadar geniş kapsamlı ve cesur bir karar almak gerçekten büyük bir işti. “Eğer Sivas Kongresi olmasaydı, bu kadar büyük bir millet nasıl birleşebilirdi?” diye soruyorum bazen.
Sonraki Adım: Amasya Genelgesi (22 Haziran 1919)
Sivas Kongresi’ne kadar olan süreçte Millî Mücadele’nin en önemli adımlarından biri de Amasya Genelgesi’dir. 22 Haziran 1919 tarihinde Mustafa Kemal Paşa ve arkadaşları, Amasya’da toplandılar ve Türk milletinin bağımsızlığı için bir yol haritası belirlediler. Amasya Genelgesi, Türk milletinin işgale karşı birleşip, kendi iradesini tekrar elinde tutma kararı aldığını açıkça ilan etti. Buradaki en önemli mesajlardan biri, İstanbul hükümetinin artık halkın taleplerine duyarsız kalamayacağıydı. Her şey birbirini izleyen bir zincir gibi, adım adım bir araya geliyordu.
Bazı arkadaşlarım bazen şunu sorar: “Ya şu Amasya Genelgesi olmasaydı, Mustafa Kemal Paşa nasıl bu kadar cesur bir adım atabilirdi?” İşte bu da tam olarak o dönemin, tarihe iz bırakacak o kritik anlarından biriydi. Bu kongre, aynı zamanda Türk halkına “sizin iradeniz ve geleceğiniz sadece savaşla değil, bilincinizle kazanılacaktır” mesajını verdi. Bugün hala, bu genelgenin bize kattığı özgürlük duygusunu yaşıyoruz, ama o dönemde bu iradenin taşınması çok daha zorlu bir süreçti.
Büyük Kongre: Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin Açılması (23 Nisan 1920)
Tüm bu kongrelerin sonrasında, işgal altındaki topraklarda adeta bir kurtuluş hareketi başlamıştı ve nihayet 23 Nisan 1920’de Türkiye Büyük Millet Meclisi açıldı. Bence, bu olay Millî Mücadele’nin en önemli anıdır. Tüm kongrelerin ardından, Türk milletinin kendi iradesini temsil edeceği bir meclisin açılması, hem içerde hem dışarıda büyük bir mesaj verdi. Milletin egemenliği her şeyin önündeydi ve bu iradenin toplanacağı yer, Gazi Mustafa Kemal Paşa tarafından belirlenen Ankara’dı.
Bugün 23 Nisan’da bayram yapmamız, aslında sadece çocukların günü değil, aynı zamanda Türk milletinin bağımsızlık mücadelesinin ve iradesinin zaferini kutlamanın simgesidir. Bunu düşünürken, 1920’de bir milletin kendi meclisini kurma cesareti gösterdiğini ve bunun sonucunda büyük bir bağımsızlık mücadelesinin kazanıldığını bir kez daha hissediyorum. “Ya bugün bu kadar özgür olmasaydık?” sorusu, hala tarihe dair düşündüğümde kafamı meşgul ediyor.
Sonuç: Bu Kongreler Bugün Bize Ne Anlatıyor?
Millî Mücadele döneminde sırasıyla yapılan kongrelerin her biri, bir milletin özgürlük mücadelesinin dönüm noktalarıydı. Erzurum Kongresi, Sivas Kongresi, Amasya Genelgesi ve nihayetinde Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin açılması, Türk milletinin bağımsızlık yolunda kararlı adımlar atmasının örnekleridir. Bugün baktığımızda, belki de bu kongreleri sadece bir tarihsel başarı olarak görüyoruz. Ama her biri, o dönemin halkının hayatını değiştiren, onları yeni bir geleceğe taşıyan cesur kararlar almıştı.
Günümüzde bu kongreler, Türk milletinin gücünü, direncini ve bağımsızlık arzusunu simgeliyor. Peki, 2020’lerin Türkiye’sinde bu kadar önemli kongreler ve halk hareketleri görmeye devam edebilir miyiz? Kim bilir… Ama her gün geçmişi ve bugünü düşünerek, geçmişteki kararlılığı ve direncimizi hatırlamak, belki de geleceğe dair umutlarımızı pekiştiriyor.