İçeriğe geç

Der die das nasıl anlaşılır ?

Der Die Das Nasıl Anlaşılır?

Hadi bir durun, şimdi gerçekten önemli bir konuya değineceğiz: Der, die, das! Almanca öğrenmeye karar verdiyseniz, bu üç ufak kelime yüzünden hayatınızın bir dönemi resmen kabusa dönüşebilir. Yani, biri size “Der die das nasıl anlaşılır?” diye sorarsa, cevabınız ne olur? “Ya, hiç bir fikrim yok, ben de hâlâ öğrenmeye çalışıyorum” demek bir seçenek mi? Bence evet. Çünkü bu iş gerçekten zor! Hadi bunu biraz mizahi bir şekilde çözmeye çalışalım. İzmir’de, arkadaşlarla yaptığımız sohbetlerde bu konu hep bir eğlence kaynağı olmuştur. Benim gibi “düşünen ama esprili” bir insan için ise bu çok daha derin bir mesele.

Der Die Das Nedir, Kimdir?

Öncelikle şunu kabul edelim: Der, die, das bir tür gizemli karakterler gibi. Bir tür dil bulmacası. Yani, bir gün bir arkadaşınıza “Günaydın, der Tisch” diyorsunuz, o size bakıyor, gözleri büyüyor ve cevap veriyor: “Aaa, hangi günaydın? Hangi masa?”. İşte der, die, das’ın başlangıç noktası burası. Şimdi biraz daha dikkatlice bakalım:

Der: Erkek cinsiyetli. Mesela der Tisch (masa).

Die: Dişi cinsiyetli. Mesela die Lampe (lamba).

Das: Nötr cinsiyetli. Mesela das Buch (kitap).

Ama bu kadar basit mi? Tabii ki değil. Her kelimeyi bir cinsiyetle tanımlamak, beynimizdeki sinir hücrelerinin savaşına dönüşebiliyor. Benim de, dil öğrenme sürecimde, çoğu zaman kendimi “Der die das” arasında kaybolmuş gibi hissettiğimi söyleyebilirim. Hadi gelin, biraz daha derine inelim.

Der Die Das’tan Kaçmak Mümkün mü?

Benim gibi “sürekli espri yapan ama her şeyi fazla düşünen” birisi için Almanca’yı öğrenmek resmen bir mental spor gibi. Bu üç kelimeyi çözmeye çalışırken, bazen mantığım şu şekilde işliyor:

İç sesim: “Tamam, bugün ‘der’ ile ‘die’ arasındaki farkı anlamalıyım. Yani, mantıklı bir çözüm bulmam gerek… Hmmm, erkek ve dişi cinsiyetler var. Ama ya ‘das’?”

Diğer İç sesim: “Aha! Hadi, bir ipucu yakaladım! ‘Das’ her zaman nötr! Ama masa, lamba ve kitap… Hepsi farklı cinsiyetlere sahip. Ne yapmalıyım?”

İç sesim: “Bunu geçtim, kim ‘das’ diyerek kitap okur ki? Kitap okumak çok daha anlamlı bir iş, değil mi?”

Ve sonra der, die, das’a geri dönüyorum. Sanki bunlar birer psikolojik test gibi. Tam çözmek üzereyken, “Bu kadar kafaya takma, yaşamaya bak” diye kendime telkinlerde bulunuyorum. Ama olmuyor, bir türlü bu üç harfi kafamda birbirine oturtamıyorum. Gerçekten, bu kadar basit bir dil kuralı insanı nasıl bu kadar zorlayabilir?

Der Die Das Ne Zaman Efsaneleşir?

Bazen, der die das’ı çözmeye çalışırken, bir anlamda dilin bir efsanesi haline geliyorlar. Tıpkı arkadaş ortamlarında hep tekrarlanan bir şaka gibi. “Ya, benim bir arkadaşım vardı, o Almanca dersinde daima ‘die’ diyor, bir de ‘das’ı biraz fazla kullanıyordu, ama sonunda hep doğruyu buluyordu!” İşte böyle bir durum. Bazen doğru cevabı sadece “şans” ile buluyoruz. Ama dil öğrenmenin sırrı da burada: Bazen şansla doğruyu buluruz, bazen ise yıllarca uğraşmamıza rağmen yanlış yerlerde takılırız.

Şimdi bir arkadaşımın “Der die das nasıl anlaşılır?” sorusuna verdiği cevabı hatırlıyorum. “Hadi gel, beraber yapalım! Eğer ‘der’ masa ise, ‘die’ lambaysa, ‘das’ da kitapsa, o zaman sen kesin ‘der’ ile başlayacaksın, sonra ‘die’ ile devam edeceksin, sonunda ‘das’ı da ekleyeceksin. Çok kolay!” İşte burada bir fark var: O arkadaşın şansı var. Ama bende her zaman bir eksik var. Hani “bu üçlüyü nasıl çözerim?” diyorsunuz ya, bazen gerçekten de tek yapmanız gereken “şanslı olmak”.

Der Die Das’ın Günlük Hayatımıza Etkisi

Peki, der die das’ı çözmek gerçekten günlük hayatımıza nasıl yansır? Çoğu zaman komik, bazen de ciddiye alınacak kadar karmaşık bir hale gelir. Şöyle bir diyalog düşünün:

Ben: “Der Tisch!”

Arkadaşım: “Ne? Der Tisch? Hangi masa?”

Ben: “Yani, işte… ‘Der’ dediğimi düşündüm, ama ya ‘die’ mi olmalıydı?”

Arkadaşım: “Hadi ya! Sana kaç kere söyledim, her şeyi doğru söylemeye çalış, karıştırma!”

Ve böylece, der, die, das bir kez daha aramızdaki ilişkiyi şekillendiriyor. Ben hep “öğrenmeye çalışıyorum” diyorum, arkadaşım “sen hala öğrenemedin mi?” diye şaşkınlıkla bakıyor. Ancak ne olursa olsun, bu üç kelimenin bizi zorlaması, hep birlikte gülmemizi sağlıyor. Eğlenceli mi, komik mi? Bence kesinlikle!

Sonuç: Der Die Das’ı Çözmeye Devam

Evet, der die das nasıl anlaşılır sorusunun cevabı basit değil. Ama her şeyin bir yolu var. Birçok dil gibi, Almanca da sabır ve azim gerektiriyor. Belki de günün birinde, doğru zaman geldiğinde, der, die, das’ı mükemmel bir şekilde anlayacak ve onlarla bir diyalog kurabileceğiz. Ya da belki de bu yazıyı yıllar sonra okurken hâlâ “Der die das’ı çözemedim, o zaman nasıl bir dil öğrenebilirim?” diye sorarız.

Şimdi kalkıp bir kez daha Almanca dersine girerken, belki de “Der die das nasıl anlaşılır?” sorusunun yanıtını kafamızda bulabiliriz. Ama ben size şunu söyleyeyim: Sonuçta, dil öğrenmek eğlenceli bir yolculuktur ve bu yolda, ne kadar çok eğlenirsek, o kadar hızlı öğreniriz.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

şişli escort
Sitemap
403 Forbidden

403

Forbidden

Access to this resource on the server is denied!