İçeriğe geç

Islam dininde laiklik var mı ?

İlk olarak birlikte bir hikâyeyle başlayalım: 29 yaşındaki “Hassan”, Cezayir’de büyümüş bir genç. Üniversitede hukuk okurken, “Din ve devlet ilişkisi ne olmalı?” diye düşündü. Sınıfının yarısı laiklikten, diğer yarısı dinî temelden yönetime inanıyordu. Hassan, “Biz Müslümanız ama devlet işlerine din girmesin” diyen arkadaşlarıyla “Devlet din temelinde olmalı” diyenlerle tartışırken bir soru kafasına kazındı: İslam dininde laiklik var mı? Bu yazıda Hassan’ın merakından yola çıkarak, verilerle ve gerçek insan hikâyeleriyle bu sorunun izini süreceğiz.

İslam’da “laiklik” kavramı ne demek?

Laiklik genellikle din ve devlet işlerinin ayrılması anlamına gelir: devletin herhangi bir dine dayanmaması, dinin de devlet işlerine yön vermemesi. Peki İslam bağlamında bu ne anlama geliyor? İslam dünyasında “seküler devlet”, “dînî devlet” ya da devletin ve dinin nasıl iç içe geçtiği konusu akademisyenler arasında hâlâ yoğun biçimde tartışılıyor. ([European Foundation for Democracy][1])

Bazı düşünürlere göre İslam’da laiklik “batı usulü” bir modeldir ve İslam’ın kamusal-dinî bütünlüğü anlayışıyla her zaman örtüşmez. ([Academia][2]) Öte yandan farklı bir yorum da “İslam ve laiklik birbiriyle mutlak zıt değil, birlikte yaşayabilir” diyor. ([OUP Academic][3])

Gerçek dünya: Farklı Müslüman toplumlarda din‑devlet ilişkisi

Cezayir’de Hassan’ın durumu: Üniversitede hevesle “devlet eğitimden dinî doktrinlerden bağımsın” derken, evinde dedesi “İslam ahlâkı devletin temelinde olmalı” diyordu. Bu iki görüş, İslam dünyasında sık görülen bir gerilimi yansıtıyor.

İstatistiksel olarak baktığımızda: Müslüman çoğunluklu ülkelerde yapılan anketler, halkın büyük kısmının “din devlet işine karışmalı” veya “din toplumsal alanda önemli” şeklinde düşündüğünü gösteriyor. Örneğin bir çalışma “Müslümanların önemli bir kısmı din devletten ayrı olmalı” görüşüne değil, tam tersine “din kamusal alanda yer almalı” görüşüne eğilimli. ([Vikipedi][4])

Türkiye’de durum biraz farklı: Türkiye, resmi olarak laik bir cumhuriyet. Ancak dinin toplumsal hayatta – örneğin din dersleri, camiler, kamu kurumlarındaki dinî kökenli yapı – etkisi güçlü. ([Academia][5])

İslam bakımından laiklik mümkün mü, yoksa başka bir model mi?

İslam düşüncesinde “dîn” kavramı yalnızca ibadetleri değil, toplumu, adaleti, siyasal alanı ve birey‑devlet ilişkilerini içerir. Bu yüzden bazı İslam düşünürleri “devlet din işlerinden tamamen bağımsız olmalı” yaklaşımının İslam’ın örgütlenme modeline tam uymadığını savunur. ([Academia][6])

Örneğin Ali Abdel Raziq adlı Mısırlı düşünür, erken 20. yüzyılda “siyasal hilâfet” kurumunun kaldırılması gerektiğini savunmuş, bununla beraber İslamın kamusal düzenden bütünüyle ayrılamayacağını da belirtmiştir. ([European Foundation for Democracy][1])

Öte yandan “seküler devlet” yani dinin değil, hukuk ve vatandaşlık ilkelerinin devletin temelinde olduğu model, İsrail, Türkiye gibi bazı ülkelerde uygulanmaya çalışılmıştır. Ancak bu modellerde bile “şeriat hukuku” ya da dinî aile hukuku gibi unsurlar varlığını korumuştur. ([Vikipedi][4])

Hikâye: Mali’de bir imamın bakışı

Mali’nin Bamako kentinde imam olarak görev yapan “Fatou” isimli bir kadın, camide gençlerle sohbet ederken “Devletin tarafsız olması mı daha iyi, yoksa dinin kamusal alanda rolü devam etmeli mi?” sorusunu yönelttiğinde şaşırtıcı bir yanıt aldı: “Devlet dinle birlikte olmalı ki adalet eksik olmasın” diyen de oldu, “Devlet dinin gölgesinden çıkmalı” diyen de. Bu ifade, İslam dünyasında laiklik konusunun basit bir “evet/hayır” meselesi olmadığını gösteriyor.

Fatou’nun camideki gözlemleri, akademisyenlerin vardığı sonuca da işaret ediyor: “İslam’da laiklik” şeklinde tek bir model yok, bölgeye, tarihe, toplumsal yapıya göre değişen çok sayıda model var. ([European Foundation for Democracy][1])

Analiz: Ne öğreneceğiz?

Laiklik ve sekülerlik gibi kavramlar Batı’da şekillenmiş fikirlerdir. İslam dünyasında bu kavramlar farklı anlamlarda yorumlanmıştır. Örneğin Arapça’da sekülerizm için net bir eşanlamlı kelime bulunmadığı belirtiliyor. ([Vikipedi][4])

“İslam dininde laiklik var mı?” sorusunun cevabı “evet veya hayır”dan öte: hangi modelden bahsettiğinizle ilgilidir. Bazı Müslüman ülkelerde devlet ve din işleri büyük ölçüde ayrıştırılırken, bazılarında din hâlâ kamusal alanda güçlüdür.

Gösterge olarak, devletin eğitim, hukuk ve vatandaşlık alanında din dışı ilkeleri benimsemesi, laiklik yönünde bir adım sayılabilir. Ancak bu adımlar İslam ülkelerinde her zaman “dinden tamamen soyutlanma” anlamına gelmemiştir.

Sonuç ve Okuyucuya Soru

Özetle: İslam dininin temel kaynakları din‑devlet ilişkisini tamamen laik bir şekilde tanımlamıyor. Yine de çağdaş Müslüman düşünürler arasında laiklik ve İslam’ın birlikte yaşabileceğini öne sürenler var. Gerçek hayatta ise İslam ülkelerinde farklı laiklik modelleri bulunuyor: tam ayrımcı, “din özel alanda” modeli, ya da devletin dinle biçimsel ayrıldığı ama toplumsal anlamda dinin güçlü olduğu yapılar.

Şimdi sizlerin düşünceleriyle bu tartışmaya katkı bekliyorum:

Sizce İslam dünyasında devlet‑din işlerinin ayrılması mümkün mü?

İslam toplumlarında laiklik modeli uygulanmalı mı, uygulanırsa nasıl bir model tercih edilmeli?

Bulunduğunuz toplumda, “din kamusal alanda mı olmalı” yoksa “devlet tamamen tarafsız mı olmalı” şeklinde bir tercihiniz varsa, neden?

Yorumlarınızı paylaşın, birlikte düşünelim.

[1]: “Secularism and Islam: The false appearances of incompatibility”

[2]: “Islam and Secularism: Where the Unlike Charges Repel”

[3]: “The Islamic Secular | Oxford Academic”

[4]: “Islam and secularism”

[5]: “Secularism and Islam in Turkey: A Century of Contention”

[6]: “(PDF) ISLAM AND SECULARISM – Academia.edu”

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

şişli escort
Sitemap
403 Forbidden

403

Forbidden

Access to this resource on the server is denied!